Hepimiz öyle veya böyle, bir şekilde geçmişe özlem duyarız. Kendimizi ne kadar modern, ne kadar çağımızla barışık hissetsek de, her zaman "keşke öyle kalsaydı" dediğimiz ufak tefek şeyler var...
22 Aralık 1984, bir Cumartesi öğleden sonrası... Yaşları 18-19 arasında değişen dört delikanlı Bronxtan New York metrosuna biner. Metro Manhattan 14. Caddede durduğunda, 15-20 yolcunun daha bulunduğu...
Benim radyo günlerim 93 yazında başlar. Bu tarih sadece Türk popunun patlama yaptığı döneme değil, aynı zamanda özel radyolara uygulanan yasağın kalktığı tarihe tekabül ediyor. Hani milletçe arabalar...
Günümüzün hastalığı her şeye şu anda sahip olma isteği. O kadar ki, söz konusu şimdiki zaman kavramı dakikalardan saniyelere inmiş durumda. Aradığımız kişi her an elimizin altında erişilebilir olmalı...
Ne o gücünüze mi gitti? Yoksa kamberliğin kutsiyetini anlayamadınız mı? Aslında bundan önce "giden mi olmak zor, yoksa kalan mı?" sorusuna cevaben duruşunuz daha fazla önem arz ediyor olabili...
Ne kadar uzun zamandır blogumla ilgilenmediysem artık browserım bile adresimi unutmuş. Umarım bloggerlarım da unutmamıştır. Bu vesile ile epeydir sizlerle paylaşmayı ertelediğim bir güzelliği anlatma...
Postcrossingin en çılgın Hollandalısı Willemijnin bana yolladığı karta karşılık kendisine teşekkür kartı atmıştım. Zira kendisi kitap okuyan kadınlarla dolu bir kartpostal koleksiyonuna sahip. Sağols...
Hikâyeyi belki duymuşsunuzdur. Dünyaca ünlü keman virtüözü Joshua Bell, The Washington Postun teklifi üzerine bir deneyin parçası olmayı kabul eder. Bell, bir iş günü saat 7.51de, yani sabahın e...
Her ne kadar sizlere az sonra bahsedeceğim seçkinin sadece beni heyecanlandırıyor olmasından korksam da, bir tek kendim için de olsa buraya bir not düşmek istedim. Sevgili müzemiz İstanbul Modern, il...
Siz de annesinin “Kazık kadar oldun hâlâ çizgi film izliyorsun” dediği animasyon severlerden misiniz? Öyleyse bu haberi çoktandır biliyorsunuzdur. O zaman bilenler olarak bilmeyenleri de haberdar ede...
Dünya Basketbol Şampiyonası bizim buralara gelince ben de uzun zamandır ilk defa akşam programlarımı şampiyona takvimimine göre yapar oldum. Elimin hamuruyla basketbol yazısı yazmaya oturdum diyeceği...
Siz sevgili okurlarım için "eighty-six" in gerçek hikâyesini bulabilmiş olmayı dilerdim. Ancak ne yazık ki pek çok deyim gibi bunun da onlarca açıklaması var. Öyle de olabilir, şöyle de d...
Bu sabah banyomuzda gerçek göz yakmayan Johnsons bebe şampuanıyla karşılaşmam beni çok eski günlere götürdü. Sanırım bu karşılaşmadan beri Yes Sir, That My Baby şarkısını dilime doladığımı söyle...
Hep söylüyorum iş hayatında gerçek arkadaşlıkların kurulmayacağı teoremimi tabiri caizse elime vermiş bir şirkettir Sony. Mesai sonrasında da vakit geçirmekten hiç sıkılmadığım insanlarla çalışıyorum...
Bu sene festivale doydum blog! Müzik Festivalinde son derece isabetli seçimlerimle kendimi bile şaşırttım. Her şey Amarcord Wien ile başladı. Zaten festivale gitme isteğim de bu adamları duymaml...
Hiçbir zaman milliyetçi bir insan olmadım. Hepimizin yumuşak karnı olan bazı olaylar dışında tabii. Her zaman tarihin en kozmopolit topraklarından biri üzerinde doğmuş olmaktan mutluluk duymuşumdur. ...
Hatırlarsanız en son bölümde Ido Hanımcığım beyinin sınav depresyonundan mütevellit alıp başını Peraya gidince ben ortada dıpdızlak kalmıştım. Bu da yetmiyormuş gibi kendisi ballandıra ballandıra ser...
Çoğumuz geçen yılın en iyi filmlerinden biri olan Up in the Airı izledik ve yine çoğumuz George Clooneyin dayanılmaz adam rolüne -hem de nasıl- dönüş yaptığı bu filme bayıldık. Ama pek azımızın bildi...
You are no longer following . Undo?